Bir yolculuğa aşık

Bulutların arasında uzun ince bir yolculuğa çıktı. Gökyüzünde çelloyla 'Uzun İnce Bir Yoldayım' türküsünü çaldı. MUĞLA - Muğla'nın Fethiye ilçesindeki, dünyaca ünlü Babadağ'dan paraşütle atlayış yapan Amerikalı Frederic de Wulf, gökyüzünde çelloyla Aşık Veysel'in 'Uzun İnce Bir Yoldayım' türküsünü çaldı. Diş tedavisi için Amerika Birleşik Devleri ... Tarihin En İyi 10 Müzikal Filmi ile Sanatın Derinliklerine Doğru Bir Yolculuğa Hazır Olun Tarihin en iyi 10 müzikal filmi sizleri büyük bir şölene çıkarmak için geliyor. Bu filmler gerek müzikleri ile gerek muhteşem oyunculuklarla gönüllere taht kuran bu filmler sinema sektörünün unutulmazlarındandır. 13 yaşındaki bir kızın 25 yaşındaki genç bir yazara aşık oluşu, ve ondan olan çocuğunun ölümü üzerine yazdığı bir mektubu okuyoruz kitapta. Büyük bir tutkunun, sabrın ve cesaretin öyküsü bu. Bir kadının iç dünyası, aşkı, heyecanı ancak bu denli harika anlatılabilirdi. Dünyaca ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu'nun müzeye çevrilen evinde oluşturulan 'Karanlık Oda', ziyaretçilerini 'uzun ince bir yolculuğa' götürüyor. Görme engelliler ve diğer vatandaşlar için her türlü ayrıntının düşünüldüğü müzede, Aşık Veysel'in yatağı, radyosu, kıyafetleri ve bir çok kişisel ... Geçmişe doğru büyülü bir gezintiye çıkmak için zaman makinesine gerek yok. Cumartesi Postası Jürisi sizi Türkiye’nin tarihi değerleri arasında hoş bir yolculuğa davet ediyor ... “Uzun ince bir yol” ifadesi hayatı, “yola” ve ömürde ilerlemeyi bir “yolculuğa” benzetir. Onun gibi uzun ve incedir. Bu manada bu mısrada bir “teşbih” (benzetme) sanatı vardır. Aşık Veysel Müzesi'nde 'Uzun İnce' Bir Yolculuk ... Büyük ozanın müzeye çevrilen evini ve hemen yanına yapılan ek binadaki müzeyi gezenler, adeta 'uzun ince bir yolculuğa' çıkıyor. Bulutların arasında uzun ince bir yolculuğa çıktı Gökyüzünde çelloyla 'Uzun İnce Bir Yoldayım' türküsünü çaldı Muğla'nın Fethiye ilçesindeki, dünyaca ünlü Babadağ'dan ... Sonra şöyle dedim: -Benim aşık olduğum erkek de, hep yolculuğa çıkardı!- (sayfa:50) 1881 yılı Kasım’ının soğuk bir gününde, kendi iradesi dışında dünyaya gelen Zweig; 23 Şubat 1942’de hayatına son vermiştir. Eğer aşık olma sürecine girmeyi seçersek, en başta bahsettiğimiz âni gelişen duyguları yaşayabiliriz. O, size baktığında, sizi güldürdüğünde, cebinize fark ettirmeden bir not koyduğunda, kısacası size bir şey hissettirdiğinde yoğun duygular yaşar ve bunun ilk görüşte aşka işaret ettiğini düşünürsünüz.

THERE WILL BE BLOOD(FILM) / OIL(KITAP) İNCELEMESİ VE KIYASLAMASI

2019.12.04 17:35 heideggerxlr THERE WILL BE BLOOD(FILM) / OIL(KITAP) İNCELEMESİ VE KIYASLAMASI

THERE WILL BE BLOOD(FILM) / OIL(KITAP) İNCELEMESİ VE KIYASLAMASI

https://preview.redd.it/ot3jrctd9n241.jpg?width=1280&format=pjpg&auto=webp&s=cabe21778fe6b152f0c00550c00a95582699a45a

Kitabın Konusu

Pulitzer ödüllü yazar, 1927 yılında kaleme aldığı eserde, 1920’li yıllardaki para hırsı, yozlaşma ve sınıf farklılıkları tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor . Senatörler, petrol zenginleri , Hollywood film yıldızları ve tarikat liderlerinden oluşmuş bir tören alayı ile okuyuculara o dönemin havasını nostajik bir şekilde yaşatıyor.

Filmin Konusu

Upton Sinclair’in "Oil!” adlı romanından esinlenerek uyarlanan film, 20. yüzyılın başlarında geçmektedir. Aile çiftliği arazisinde petrol çıkartma haklarını kazanmasıyla beraber gelirlerini hızla büyüten bir işadamı ile (Daniel Day-Lewis), kısa zamanda gelişen ve kalkınan bir kasanabanın karizmatik ve genç rahibinin (Paul Dano) paralel bir şekilde ilerleyen öyküsü anlatılır. Güney Kaliforniya’da uzun uğraşlar sonucu petrolün bulunmasının ardından ortaya çıkan tablo, daha eski zamanlardaki “Altına Hücum” olgusunun eşdeğeridir. İşadamının Amerikan Rüyası olgusunun farkına varıp ve aynı zamanda Amerikan Rüyası tarafından yok edilmesiyle birlikte filmin öyküsü hırs ve inançların irdelemesine dönüşür.

OYUNCU VE ROLLER

• Daniel Day Lewis - Daniel Plainview
• Paul Duno - Eli Sunday
• Dillon Freasier - H.W.Ailman
• Kevin J. O'Connor - Henry Brands
• Ciaran Hinds - Fletcher Hamilton
• David Willis - Abel Sunday
• Mary Elizabeth Barret - Fanny Clark

KİTABIN KISA ÖZETİ

Yazarı daha da ileri taşıyan ve bir çok övgüyü hak eden bir kitap "Kan Dökülecek" Kitabı okumaya başladığınız zamandan itibaren hiç hikayeden kopmaksızın gözlerinizin önünde canlanan ve eski siyah beyaz bir film gibi karakterleri ve yaşanan olayları görebiliyorsunuz. Kitabın başlarında sıkıcı gibi görünen ortalara doğru okuyucuyu kendisine hapseden bir eser. Kitabın başrolünde bulunan Bunny, adındaki çocuk ve sırasıyla karşınıza çıkan ilginç karakterler fazlasıyla dikkatinizi çekecek. Aslında eserdeki bazı aktarımlar abartıya kaçıyor olsa da kitabın kurgusu sizi içerisine çekmeyi başarıcak ve sonuna kadar okuyacaksınız. Kitabın kapak tasarımı da içeriği kadar önemli aslında. Kitabın kapak tasarımı okuyucuya kitabın sonunda neler olabileceğine dair bir özetini verir gibi duruyor.Yazar eserinde yalın bir anlatımdan ziyade karakterlerin arasında geçen diyalogları aktarmayı tercih etmiş. Başka bir yazıttan alıntı yapılmış gibi duran cümleler yaşananalra ve diyologlara daha objektif bakıp yorumlamanızı sağlıyor.1927 yılında kaleme alınmış olan bu eser 1920'li yıllarda yaşanılan olumlu olumsuz bir çok olaydan bahsediyor. Kitabın sayfalarını çevirdikçe dünya tarihindeki yaşanılan değişimleri bütün gerçekliği ile rahatlıkla görebileceksiniz. 1920'li yıllardan günümüze kadar ulaşan ve bütün sorunların temeli olan para, petrol, kapitalizm, sosyalizm, işçi hakları, sömürgeler ve bunun gibi bir çok temel konuyu ele alan eser, yazarı tarafından tamamen bitaraf yazılmış.Gelişen olayları gözler önüne seren ve sonunun okuyucu tarafından belirlenip ulaşılması sağlanmış. Kitabın orjinal isminden de anlaşılacağı gibi; (OIL) yani petrol uğruna başlıyor bütün olaylar. Ve toplam 21 ayrı bölümden oluşuyor kitap. Kitap başlarında kendi halinde olan insanaları anlatırken 3. ve 4. bölümlerden itibaren kalabalıklaşıyor ve bu hikaye artık sizi de asıl karakterler kadar ilgilendiriyor. 1920'li yıllarda başlayarak günümüze kadar gelen bir ipin ucunun içinde buluyorsunuz kendinizi. Değişen dünya düzenleri, işçi haklarını dengeleme çabaları, patronlar arasında kurulan itilaflar, sınıf ayrımları, insanların para için oynadığı onlarca senaryo ve kandırılmışlık hissi...
Ardından isyanlar...
Ardından aşk...
Ardından ölümler...
Kitapta olaylar birbirinden bağımsız gibi dururken aslında hiçbir konunun bağımsız olmadığı bir akıcılık görüyoruz. Temeli seneler öncesine dayanan ihanetler, yalanların temeli atılmış imparatorluklar ve düzenlerin olduğuna artık tamamen kanaat getiriyorsunuz.Kitabın içeriğinde dini kavramların da işlendiği görüldüğünde insanların kendi çıkarları doğrultusunda dini nasıl kendi çıkarlarrı için kullandığı açıkça ortada. Uyduruk inançlar ve batıl kavramlar... Yer yer "bu kadarı da olmaz!" dediğiniz anlar.Şimdi bütün kavramlardan kendinizi soyutlayarak bu kitabı okumaya başlarsanız elinizde son derecede sürükleyici bir kurgu ve son derecede güzel bir hikaye olduğunun farkına varmış olacaksınız. Kitabın ana kahramanı Bunny ile yeri geldiğinde çocukluğunuz aklınıza gelip onunla birlikte yaşayacak, onunla büyüyecek, birlikte aşık olacak, , kişiliğinizin temel taşalarını oturtacak ve aynı olayları yaşayacaksınız.Aldığı ödülleri hak eden bir yazarın kitabını sonuna kadar okuduğunuz ve başlarda okumaktan vazgeçmeyi düşündüğünüz için kendinize kızacaksınız.

FİLMİN ÖZETİ

Paul Thomas Anderson’ın büyüleyici filmler arasında yerini alan ve beşinci filmi olan “Kan Dökülecek”, seyirciyi 20. yüzyıl başlarında Kaliforniya’da şaşırtıcı ve bir o kadar sürükleyici yolculuğa çıkarırken unutulmaz bir karakterle de tanıştıracak: Petrol sayesinde hem kendisini, hem de tüm kasabayı değiştirip etkisi altına alan girişimci Daniel Plainview…
sıradan bir madenciyken zengin ve otoriter bir işadamına dönüşerek, Edward Doheny ve John Rockefeller gibi tarihe adını yazdırmış petrol öncüleriyle aynı seviyeye gelen Daniel Plainview, zenginlik ve gelişime açıklık gibi kavramları hiç bilmeyen ve ümidi olmayan Kaliforniya topraklarını bu kavramlarla tanıştıracak. Hem de kendi ruhunu karartıp hiç etme pahasına…
Portresini Oscar ödüllü aktör Daniel Day-Lewis’in çizdiği Daniel Plainview, cazibesi, beklentileri ve uzlaşmasız takıntılarıyla Little Boston adlı Orta Kaliforniya'nın küçük bir kasabasında büyük girdaplar yaratan bir adamdı. Topraktan petrol çıkmasıyla birlikte dar ve sığ görüşlü insanların egemenliği altında olan kasabaya Daniel büyük değişimler getirdi. Ahlakı hor görme, gereksiz ve fazla hırs, baştan çıkartma ve yozlaşma gibi olumsuz bütün özelliklerin yerine inanç, umut, sevgi ve sıkı çalışma gibi olumlu kavramlar getirip kasabaya yerleştirdi.

KİTAP VE FİLM ARASINDAKİ FARKLAR

Upton Sinclair’in kaleme aldığı eserden uyarlanan There Will Be Blood, kuşkusuz bir çok eleştirmene göre sinema tarihine geçecek kadar başarılı bir edebi eser uyarlaması. Özellikle son yıllarda çekilen çoğu filmden birinin bir eserden uyarlandığı düşünülürse, bu gayet başarılı uyarlama There Will Be Blood’un bu denli öne çıkmasının sebepleri ise yeteri kadar fazla. Kaliteli kitaplardan her zaman güçlü filmler yapılamıyor. Bazen eser yönetmenin seviyesini aşacak kadar güçlü oluyor bazen de eserin yapısı gereği beyazperdeye aktarılması sıkıntı yaratıyor. Yönetmenlerin herhangi eseri uyarlamadan önce, o eserin ne kadarına sadık kalacaklarını ve hikayenin akışına kendilerinden bir şey katıp katmayacaklarına karar vermeleri gereğiyse birçok uyarlamalar için zaruri ihtiyaçların en başında geliyor. Daha önceleri ise kendisinin yazıp yönettiği Boogie Nights, Magnolia ve Punch-Drunk Love gibi filmlerle kalitesini ispat eden Paul Thomas Anderson’da bu noktada, esere sadık kalmamayı tercih etmiş. 1927 yılında yazılan eserin çok karakterli yapısına karşın yönetmen, Daniel Plainview karakterinin modern insanla bağdaşan yanlarını öne çıkaran bir anlatım yapısı benimsemiş. Plainview’in öne çıkarmasıyla birlikte filmdeki Eli Sunday karakterini de ön plana çıkaran yönetmen, bu ikili arasında yaşattığı gerilimle filminin eleştirel taraflarının üstüne, bir de filmin temposuna ve akışına olumlu katkı sağlayan gerilim unsuru eklemiş. Bu karaı ile de film sıkıcı ve sıradan uyarlamanın ötesine geçerek, yönetmenin bakış açısını da içinde barındıran ve bu sayede yönetmenin anlatım tarzına yabancı olmayanlarında içinde tanıdık şeyler bulabilecekleri bir film haline bürünmüş.
There Will Be Blood’da yönetmen, kitabın temel noktalarını oluşturan erken kapitalizm, modernite, inanç, evrimleşen din olgusu, aile ve modern insanın yaşadığı çelişkileri belirtirken, öte yandan da baba-oğul ilişkisi ve rüyalar ülkesi diye hitap edilen Amerika’nın kısa tarihini de anlatarak hikayesini daha da zenginleştirmiş. Kitapta bu unsurlar o kadar sivrilmese de, yönetmenin Plainview karakterini öne çıkarmasıyla birlikte ister istemez baba-oğul arasındaki ilişki ve Plainview-Eli arasındaki gelgitler öne çıkmış. 1927 yılında yazılmış bir eserin uyarlarlaması yapılırken yönetmenin bu unsuları öne çıkarmasıysa, yönetmenin cesur ve başarılı bir tercihi. Bu tercihinden dolayı da There Will Be Blood edebi eser uyarlamaları arasında kendine üst sıralardan yer alıyor.

Ödüller

80. Akademi Ödülleri

8 adaylık
En İyi Film (Daniel Lupi, JoAnne Sellar, & P.T. Anderson)
En İyi Yönetmen (Paul Thomas Anderson)
En İyi Erkek Oyuncu (Daniel Day-Lewis)
En İyi Uyarlama Senaryo (Paul Thomas Anderson)
En İyi Sanat Yönetimi (Jack Fisk ve Jim Erickson)
En İyi Sinematografi (Robert Elswit)
En iyi Kurgu (Dylan Tichenor)
En İyi Ses Kurgusu (Matthew Wood)
submitted by heideggerxlr to KGBTR [link] [comments]


2019.08.10 14:38 uzvi Tekne kiralama Bodrum

Tekne kiralama Bodrum
https://preview.redd.it/00gacetf9mf31.jpg?width=800&format=pjpg&auto=webp&s=4aeaccc5b229b1d898f91e4f86d3f497ec1666cd
Daha evvel Bodrum’u görüp de aşık olmayanların sayısı oldukça az olsa gerek. Bodrum bir başka büyüler insanı. Kimini yemyeşil doğası, berrak denizi etkiler. Kimilerine bembeyaz evleri, daracık sokakları huzur verir. Kimileri için Bodrum’da gece başlar hayat, eğlenceli gecelerden kopmak istemezler adeta. Kimileri içinse dostlarla beraber yenilen keyifli yemekler, içilen demli çaylar huzur verir. Kısacası herkes için bir başka atar hayatın kalbi Bodrum’da. Bazıları kopmak istemez kendini büyüleyen Bodrum’dan. Ne varsa bırakır gelir, yerleşiverir Bodrum’a.
Bodrum tatil için en çok tercih edilen yerlerin başında gelmektedir. Geçirilen bu tatillere son yıllarda tekne kiralama Bodrum ile çıkılan mavi yolculuklar eklenmiştir. Mavi yolculuk için kiralanan ahşap teknelerin birçoğu Bodrum tersanelerinde Türk işçiliğinin ölümsüz eseri olarak şekillenir. Bodrum mavi yolculuğun başlangıç yeri, yani bir nevi kalbi olarak kabul edilmektedir.
Tekne kiralama Bodrum ile kiralayabileceğiniz lüks ahşap guletler de hemen hemen her türlü ihtiyaç düşünülmeye çalışılmıştır. Lüks guletler bugün otel konforunu aratmayacak şekilde donatılmıştır. Kiralayabileceğiniz guletler lüksten, ekonomiğe kadar değişik fiyat aralıkları ile sizin beğeninize sunulmuştur. Gulet içerisinde ki konfor ve teknolojik donanım arttıkça, fiyatlar da buna paralel olarak değişiklik göstermektedir.
Tekne kiralama Bodrum turların da çeşitli alternatif rota programları bulunmaktadır. Rotası belli olan mavi tur programlarını seçebileceğiniz gibi, tekneyi grup halinde kiraladığınız takdirde gitmek istediğiniz rotayı kendiniz belirleyebilirsiniz. Rota sadece güvenlik açısından sakıncalı göründüğü takdirde geminin kaptanı tarafından değiştirilebilir. Mavi tur programları haftalık ya da 2 haftalık şeklinde olabilmektedir. Uzun süreli mavi yolculuğa çıkamayacaklar için de günlük tur programları bulunmaktadır. Mavi yolculuğa yalnız çıkmayı düşünenler ise kabin kiralayarak, hali hazır da olan bir tura katılabilirler.
Türkyat tekne kiralama Bodrum turları ile misafirlerine tadı damakların da kalacak bir mavi yolculuk keyfi sunabilmektedir. Her yıl yenilenen tekneleri ve uzman personeli ile misafirlerini en iyi şekilde ağırlamaya çalışmaktadır. Teknelerimiz de en az 1 kaptan ve 2 mürettebatımız bulunmaktadır. Rota programlarımızı ve lüks teknelerimizi internet sitemizden inceleyebilirsiniz.
Türkyat tekne kiralama Bodrum
submitted by uzvi to u/uzvi [link] [comments]


2019.02.23 12:48 uzvi Tekne kiralama Bodrum

Tekne kiralama Bodrum
Kiraladığınız Tekne ile Bodrum Keyfi
https://preview.redd.it/fh4v9mn93bi21.jpg?width=800&format=pjpg&auto=webp&s=e267d8b300d9624d4d38b6847efba9bf305cbcf4
Daha evvel Bodrum’u görüp de aşık olmayanların sayısı oldukça az olsa gerek. Bodrum bir başka büyüler insanı. Kimini yemyeşil doğası, berrak denizi etkiler. Kimilerine bembeyaz evleri, daracık sokakları huzur verir. Kimileri için Bodrum’da gece başlar hayat, eğlenceli gecelerden kopmak istemezler adeta. Kimileri içinse dostlarla beraber yenilen keyifli yemekler, içilen demli çaylar huzur verir. Kısacası herkes için bir başka atar hayatın kalbi Bodrum’da. Bazıları kopmak istemez kendini büyüleyen Bodrum’dan. Ne varsa bırakır gelir, yerleşiverir Bodrum’a.
Bodrum tatil için en çok tercih edilen yerlerin başında gelmektedir. Geçirilen bu tatillere son yıllarda tekne kiralama Bodrum ile çıkılan mavi yolculuklar eklenmiştir. Mavi yolculuk için kiralanan ahşap teknelerin birçoğu Bodrum tersanelerinde Türk işçiliğinin ölümsüz eseri olarak şekillenir. Bodrum mavi yolculuğun başlangıç yeri, yani bir nevi kalbi olarak kabul edilmektedir.
Tekne kiralama Bodrum ile kiralayabileceğiniz lüks ahşap guletler de hemen hemen her türlü ihtiyaç düşünülmeye çalışılmıştır. Lüks guletler bugün otel konforunu aratmayacak şekilde donatılmıştır. Kiralayabileceğiniz guletler lüksten, ekonomiğe kadar değişik fiyat aralıkları ile sizin beğeninize sunulmuştur. Gulet içerisinde ki konfor ve teknolojik donanım arttıkça, fiyatlar da buna paralel olarak değişiklik göstermektedir.
Tekne kiralama Bodrum turların da çeşitli alternatif rota programları bulunmaktadır. Rotası belli olan mavi tur programlarını seçebileceğiniz gibi, tekneyi grup halinde kiraladığınız takdirde gitmek istediğiniz rotayı kendiniz belirleyebilirsiniz. Rota sadece güvenlik açısından sakıncalı göründüğü takdirde geminin kaptanı tarafından değiştirilebilir. Mavi tur programları haftalık ya da 2 haftalık şeklinde olabilmektedir. Uzun süreli mavi yolculuğa çıkamayacaklar için de günlük tur programları bulunmaktadır. Mavi yolculuğa yalnız çıkmayı düşünenler ise kabin kiralayarak, hali hazır da olan bir tura katılabilirler.
Türkyat tekne kiralama Bodrum turları ile misafirlerine tadı damakların da kalacak bir mavi yolculuk keyfi sunabilmektedir. Her yıl yenilenen tekneleri ve uzman personeli ile misafirlerini en iyi şekilde ağırlamaya çalışmaktadır. Teknelerimiz de en az 1 kaptan ve 2 mürettebatımız bulunmaktadır. Rota programlarımızı ve lüks teknelerimizi internet sitemizden inceleyebilirsiniz.
Türkyat tekne kiralama Bodrum
submitted by uzvi to u/uzvi [link] [comments]


2017.03.08 22:21 mrunkownhope Çaresizim...

7 yıldır falan birlikteliğim var. Bunlarn 6 yılı aynı evde 1 yılıda ayrı geçti. Tabi onun kız arkadaşıda ev arkadasimiz. Eve ciktigimiz ilk aylarda beni dudagimdan optu. O gune kadar gay oldugumu anlamamistim. Hep bi sempatim vardı erkeklere ama hiç birlikte olmayı düşünmedim. Ben aşık oldum sanırım. Bir kaç gün geçmeden biz ilk birlikteliğmizi yaşadık. Herşey çok güzel gecti bukadar yıl. Simdilerde aileleri tanıştı onların kaybetme korkusu yiyip bitirdi beni. Psikolojik rahatsızlığm var yıllardır. Her bu konu açıldıgında hasta oluyorum. Tabi ayrı oldugmuz icin haberi yok ne zorluklar yasadigmi. Evlerimiz 45 dk falan uzaklıkta. O kız arkadasiyla kalıyo ben ailemle. Aralarda gelip bende kalıo ailem çok seviyor onu. Hep oglu gibi gordu annem. Et tırnağız anlayacagniz. Ben kendimi yıllarca avuttum. Ayrılacak derken ciddi olduklarını görmeye basladım. Ne kadar canımın yandığını anlatamam. O benim başıma gelen en güzel şey ama kaybediyorum...okadar seviyor ki beni anlatamam size yada ben oyle sanıyorum... Kıskanıyor hediyeler alıyor trip atıyor süprizler yapıyor kaçırıp opup kokluyor araba surerken dikiz aynasindan gozlerme bakiyor daha niceleri. Ama gidiyor iste... Hergun yeni bi umutla uyanıyorum. Keşkelerle uyuyorum. Ayrılacam istemiyorm deyip haykırıyorum ama 5 dk sonra arayıp nasılsın diyorum. Onu hep yanımda istiyorum. Ve o hep benim yanımda oluyor. Sporumda nobetimde macimda hastaligimda her yerde. Biraz once seni yanımda istiyorum dedi isteme gününde. Bilet baktık hotel ayarladık. O evinde hayal kuruyor benimse hayallermi yıkıyor. O kahkaha atıyor ama burdaki nefessiz kalıyor... Şimdi tavana bakıp pişmanlıklarımla uyumaya çalışacagm. Senin dügunune kadar ben sana destek olacagim . Sonra sende beni ebedi yolculuğa...
submitted by mrunkownhope to biseksueller [link] [comments]


2017.03.08 22:11 mrunkownhope Çaresizim

7 yıldır falan birlikteliğim var. Bunlarn 6 yılı aynı evde 1 yılıda ayrı geçti. Tabi onun kız arkadaşıda ev arkadasimiz. Eve ciktigimiz ilk aylarda beni dudagimdan optu. O gune kadar gay oldugumu anlamamistim. Hep bi sempatim vardı erkeklere ama hiç birlikte olmayı düşünmedim. Ben aşık oldum sanırım. Bir kaç gün geçmeden biz ilk birlikteliğmizi yaşadık. Herşey çok güzel gecti bukadar yıl. Simdilerde aileleri tanıştı onların kaybetme korkusu yiyip bitirdi beni. Psikolojik rahatsızlığm var yıllardır. Her bu konu açıldıgında hasta oluyorum. Tabi ayrı oldugmuz icin haberi yok ne zorluklar yasadigmi. Evlerimiz 45 dk falan uzaklıkta. O kız arkadasiyla kalıyo ben ailemle. Aralarda gelip bende kalıo ailem çok seviyor onu. Hep oglu gibi gordu annem. Et tırnağız anlayacagniz. Ben kendimi yıllarca avuttum. Ayrılacak derken ciddi olduklarını görmeye basladım. Ne kadar canımın yandığını anlatamam. O benim başıma gelen en güzel şey ama kaybediyorum...okadar seviyor ki beni anlatamam size yada ben oyle sanıyorum... Kıskanıyor hediyeler alıyor trip atıyor süprizler yapıyor kaçırıp opup kokluyor araba surerken dikiz aynasindan gozlerme bakiyor daha niceleri. Ama gidiyor iste... Hergun yeni bi umutla uyanıyorum. Keşkelerle uyuyorum. Ayrılacam istemiyorm deyip haykırıyorum ama 5 dk sonra arayıp nasılsın diyorum. Onu hep yanımda istiyorum. Ve o hep benim yanımda oluyor. Sporumda nobetimde macimda hastaligimda her yerde. Biraz once seni yanımda istiyorum dedi isteme gününde. Bilet baktık hotel ayarladık. O evinde hayal kuruyor benimse hayallermi yıkıyor. O kahkaha atıyor ama burdaki nefessiz kalıyor... Şimdi tavana bakıp pişmanlıklarımla uyumaya çalışacagm. Senin dügunune kadar ben sana destek olacagim . Sonra sende beni ebedi yolculuğa...
submitted by mrunkownhope to LGBTPsychology [link] [comments]


2017.03.08 21:59 mrunkownhope Çaresizim...

7 yıldır falan birlikteliğim var. Bunlarn 6 yılı aynı evde 1 yılıda ayrı geçti. Tabi onun kız arkadaşıda ev arkadasimiz. Eve ciktigimiz ilk aylarda beni dudagimdan optu. O gune kadar gay oldugumu anlamamistim. Hep bi sempatim vardı erkeklere ama hiç birlikte olmayı düşünmedim. Ben aşık oldum sanırım. Bir kaç gün geçmeden biz ilk birlikteliğmizi yaşadık. Herşey çok güzel gecti bukadar yıl. Simdilerde aileleri tanıştı onların kaybetme korkusu yiyip bitirdi beni. Psikolojik rahatsızlığm var yıllardır. Her bu konu açıldıgında hasta oluyorum. Tabi ayrı oldugmuz icin haberi yok ne zorluklar yasadigmi. Evlerimiz 45 dk falan uzaklıkta. O kız arkadasiyla kalıyo ben ailemle. Aralarda gelip bende kalıo ailem çok seviyor onu. Hep oglu gibi gordu annem. Et tırnağız anlayacagniz. Ben kendimi yıllarca avuttum. Ayrılacak derken ciddi olduklarını görmeye basladım. Ne kadar canımın yandığını anlatamam. O benim başıma gelen en güzel şey ama kaybediyorum...okadar seviyor ki beni anlatamam size yada ben oyle sanıyorum... Kıskanıyor hediyeler alıyor trip atıyor süprizler yapıyor kaçırıp opup kokluyor araba surerken dikiz aynasindan gozlerme bakiyor daha niceleri. Ama gidiyor iste... Hergun yeni bi umutla uyanıyorum. Keşkelerle uyuyorum. Ayrılacam istemiyorm deyip haykırıyorum ama 5 dk sonra arayıp nasılsın diyorum. Onu hep yanımda istiyorum. Ve o hep benim yanımda oluyor. Sporumda nobetimde macimda hastaligimda her yerde. Biraz once seni yanımda istiyorum dedi isteme gününde. Bilet baktık hotel ayarladık. O evinde hayal kuruyor benimse hayallermi yıkıyor. O kahkaha atıyor ama burdaki nefessiz kalıyor... Şimdi tavana bakıp pişmanlıklarımla uyumaya çalışacagm. Senin dügunune kadar ben sana destek olacagim . Sonra sende beni ebedi yolculuğa...
submitted by mrunkownhope to lgbt [link] [comments]


2014.12.30 01:51 lgbtifm LGBTİ FM Gelecekten Gelmeyen Adam 6- Bir Ayrımcılık Hikayesi

Ayrımcılık...
Artık bu bir suç değil hak haline geldi… Evet, evet hak haline geldi.
Hatta son moda bir çanta gibi herkesin omzunda, kolunda, cebinde taşıdığı bir aksesuar haline geldi. Sokakta, tvde, evde, iş yerinde her yerde, her alanda ayrımcılık bir aksesuar oldu. Bu durum geçmişte daha azdı, şimdi arttı, gelecekte ise bir çok konu gibi bu durumda b.ka sarıyor.
Gelecekte ayrımcılık öyle bir boyuta varıyor ki çok zeki adamlar çok aptal adamların güdümüne “ayrımcılık” yüzünden sokulup, o çok aptal adamlar pis ve sarı dişlerinin arasından sırıtarak, çok zeki adamları bir b.ka saatlerce baktırıp mavi boncuk arattırıyor.
İşte gelecekte ki ayrımcılık yüzünden bürokrasi, özel sektör ve resmi daireler bu noktaya geliyor.
Ben nereden mi biliyorum ben bilmiyorum ancak garip bir gelecekten gelmeyen adam olarak tahmin ediyorum.
Peki bu diplomatik, çıkar ilişkilerinin ayrımcılığı peki ya kişiye tercihleri yüzünden, yapılan diretilen ayrımcılığa ne demeli?
İşte bu ayrımcılık giderek büyüyor ve önü alınmazsa çığ gibi de büyümeye devam edecek demeyi o kadar çok isterdim ki maalesef diyorum çünkü artık önü alınamayacak yani önünde durulamayacak kadar büyüdü. Her önüne geleni içine katıp giderek de büyümeye daha fazlasını içine çekip tutmaya devam ediyor.
Artık kendine göre mavi saç yanlışsa bu duruma medeni bir platformda konuşarak değil de hemen 4 kişilik koalisyon kurup onu saf dışı etmeye çalışıyoruz.
Bu durum saygıyı işler diyorsunuz ama evet saygı sokağından geçiyor ama saygısızlık fiilini ayrımcılık kavramıyla kişiler bir başka kişinin üzerinde uyguluyor.
Şöyle ki; Bunu bizzat yaşadığım bir olay üzerinden konu içerisinde mavi saç olmasa da yakınlığı olan bir konu ile örnekleyeceğim. Her zaman ki gibi bir yerden bir yere giderken eğer arkadaşlarımın veya çalıştığım kurumun aracı yoksa şahsi aracımda olmadığı için toplu taşımayla giderim. Genelde de garip bir kaç komik olay yaşarım. Otobüste Bidbox yapan çocuklar ve bunu anlamayıp kriz geçirdiğini sanan otobüs şoförü yada metroda break dans yapanlara sessizce öğütler bir tonda yaklaşıp “tepene kan iner yavrum ne yapıyorsun” diyen teyzeler veya durak ta sokak tiyatrosunu yaşatan sanatçılara anlamsız ve alakasız sözcüklerle bağırıp onu hain ve hırsız ilan edip gerçek hırsızları alkışlayan amcalar vb, vb, ama bu sefer otobüste ki hiçte hoş olmayan güldürmeyen, sinirlendirip küplere bindiren bir ayrımcılık garipliği yaşandı.
İki çift bindi otobüse önce. Benim hemen 2 sıra arkamdan ve çaprazımda ki ters giden koltuklara oturdular. İzmirliler bilirler (gerçi bir çok kentte öyle artık ama otobüste 4 lü karşılıklı koltuklar var ve bazıları tersli düzlü koltuk düzeni) neyse bir durak sonrada iki erkek genç birey bindi. Yüzümde tebessümle birlikte bir fikir oluştu aklımda ve derken çat diye tam karşımda ki 2 li ters koltuklara oturdular.
Biraz ilerledik çaprazımda ki kızlı erkekli çiftimiz aşk dolu dakikalara başlayıp ufak tefek hoş ve yüzde gülümseme bırakacak el şakalarıyla erkek arkadaşla şakalaşarak yolculuğa devam ediyor. Karşımda ki 2li de öle kendi aralarında neredeyse kendilerinin bile zor duydukları bir desibelde kimselere dokunmadan konuşuyorlar ve fikrim giderek doğru yönde şekillenip onları göz ucuyla izliyorum derken biraz daha ilerledik çaprazımda ki çift biraz daha aşka gelecek oldular ki ufak tefek öpücükler konduruyorlar ve karşımda kiler de şakalaşıp omuz el ısırıp hafif hafif gülümsüyorlar. Ve dedim Burak düşündüğün şey sanırım doğru bir kaç durak ilerledik toplam da bu olay 15-20 dk içerinde gelişti ve karşımda ki çift artık biraz daha yüksek sesle konuşur birbirlerinin omuzuna yatıp gülüşür oldular çaprazımda ki çift ise birazdan evlenecek gibiler. Derken bir hışımla koridorda ayakta ki amca önce homurdanarak sonra da bağırışlar içerisinde “ayıp oluyor gençler hiç yakışıyor mu size? Burada çoluk çocuk var” dedi.
Bende sanırım yanda ki çifte diyor diye düşünüp acaba kim dedi dercesine öyle afaki amcanın önün de ki tüm herkesin pür dikkat baktığı koridor aralığından bende baktım. Tabi çaprazımda ki çift topladı kendi. Benim karşımda kiler ise halen durak isimleriyle dalga geçip çok düşük bir desibelde şakalaşıyorlar.
Derken sanırım amcam bu tüm koridor bana baktı şimdi seçim konuşması yapmalıyım gazını alıp devam etti bu sefer daha insanlık çıkan bir ses tonuyla “hey size diyorum utanmazlar. Çocuk var be tövbe hiç iki erkek tövbe tövbe ısırmalar kıkırdamalar insanda edep olmalı. Baban binse ne diyeceksin.” Şimdi jeton düştü! O amcam da tıpkı benim gibi karşımda ki ikiliyi çaprazımda ki gibi çift sanmış ve izlemiş ama hoş olmayan tiksinen bakışlarla. Ve düşüncem doğruydu karşımda iki tane çift vardı.
Sadece aşık, masum iki çift. Peki neden ayrımcılık yapılıp biri daha masumken o masuma bağırılıp, hor görülüyordu. Acaba bilimde ki isimleri farklı diye mi? Ona “homo” ona “hetero” dedikleri için mi?
Hemen karşımda ki gariplerim toplandı. Önlerine başlarını eğdi.Görseniz kıpkırmızı kesildiler. Azıcıkta göz altında birbirlerine bakıyorlar. Yanda ki çift biraz sinirlendi. Fark ettim çünkü erkek olan elini kız arkadaşından çekmişti. Maço bir tipi vardı. Eh be amca sana yanlış olabilir ama saygı ne oldu neden açık hedef haline getirip milleti birbirine kırdırdın.
İçimden bunlar geçerken amcam devam etti… “Ayıp ayıp, sözde bu moderinlik oluyor. Tövbe gavur söylüyor o televizyonda bunlarda iyi birşey sanıyorlar. Biz sizin yaşınızda askerdik vatanı korurduk sen şimdi git desem gidemezsin. Zaten gitsen de bu halde bizi nasıl koruyacaksın”
Derken çaprazda ki maço abimiz ayağa kalktı daha da sinirlendiği kesin, otobüs homurtular, çocuk pısmaları ve suçsuz masum karşımda küçülmüş iki kişi, ayağa kalkan abimiz bir hışımla hafif boğazını temizleyip bizim masumcukların yanına doğruldu tabi bende biraz dikeldim korktuğum olursa elimden ne gelirse müdahale edeyim derken abimiz elini masumun omuzuna atıp “bey amca ayıp oluyor yaşından utan ne yaptılar da sana sen böyle terbiyeden yoksun konuşuyorsun” gibisinden sadece güzel siyah beyaz Türk filmlerin de göreceğimiz türden şairane bir şekilde edebi replikler attı.
Şok bir şekilde gözlerim büyürken renkli masumlarımız da kafalarını yerden kaldırıp hafif gözleri dolu şekilde birbirlerine bakıyorlar.
Amcamız altta kalır mı bir anda namus tipsali kesilip tek doğrunun kendisi olduğunu düşündüğü o meşhur ve içinden anlam çıkarılmayacak kendince anlamlı sözlerini yine terbiyesi yerlerde bir şekilde sıraladı.
“sana birşey diyen olmadı delikanlı sen otur oturduğun yerde. devam et. onların yüzünden başımıza taş yağacak bu ne ben onları görmek zorundamıyım”
O an kafamı filmler deki yavaş bir şekilde çekilmiş sahne gibi çevirip arkamda ki “duracak” düğmesine basıp “o zaman rahatsızsanız buyurun inin, biz anormal ve nahoş bir durum göremiyoruz sizin dışınızda buyurun sizde inin bu durum bitsin“.
O ana kadar susmuştum. Ne kadar cahile laf anlatırsın ki e malum kaba kuvvete olmaz şu anlık sözlü atışma var Dur Burak gibisinden derken ne olduysa Sanırım o Maço abimiz gaz verdi söyledim.
Neyse amcamız belki diğer otobüs sakinlerinin karışmamasından yalnız hissedip indi belkide evine geldi indi belkide tüm otobüsün cehenlemlik olduğunu :) düşünüp indi ama indi.
İşte sonuç mu?
Sonuç şu ki ayrımcılık o kadar farklı bir boyuta vardı ki öpüşmek tuhaf karşılanırken sana göre daha uçuk, günah, saygısız, kötü vs sayılan bir olayın karşısında normal oldu. Ve ayrımcılık yapıp sen iyisin, normalsin sen anormal ve kötüsün oldu.
Herkes çift her zaman bu kadar şanslı ve mutlu hikayelere sahip olmuyor.
Nice insan ayrımcılık, saygısızlık, hedef gösterilip yafta yapıştırmalar ve dahası yüzünden ölüme sürükleniyor yada öldürülüyor.
Üstelik bu ayrımcılık konusu sadece cinsel tercihler yüzünden insanlara yapılmıyor giderek her konuda, her yerde farklı şekilde yapılıyor. Salata gibi çeşitlerini arttırıp rant için, en ucuz yoluyla ayrımcılığı sunup insanlara birer “protein çubuğuymuş*” gibi ikram ediyorlar…
Kimse masum değil...
O zaman herkes az da olsa temiz olan elinin ucuyla bir zeytin dalı tutsun…Belki gelecek daha oksijeni bol bir dünya olur.
Bilim dergisi yazıyordu oksijenin arttığı yerlerde insanlar daha çok düşünüyormuş çünkü…
Azıcıkta olsa belki sağlıklı düşünürüz diye…
Daima Renkli ve Güzel Düşleriniz olsun…
Not 1 : Seçimler dün gece sonuçlandı. Haftaya da gündem derlemesiyle “Gelecekten Gelmeyen Adam 7- Seçim Sonrası” yazısında görüşmek dileğiyle… Not 2: *”protein çubuğuymuş” mükemmel bir film olan “Snowpiercer” dan bir terim… İzlemenizi tavsiye ederim…
submitted by lgbtifm to lgbtifm [link] [comments]


02 - Ebru Gündeş - Âşık (Lyric Video) - YouTube Rauf Filmi - Aşık nasıl olunur? Çocuklara Sorduk #2 – Aşık Olsan Söyler miydin? Train Sim World® 2020 Simülatör - YENİ BİR YOLCULUĞA BAŞLA uzun bir yolculuğa çıkabilseydik - sonbahar Aşık Veysel - Ömür Yolculuğu Uzun İnce Bir Yoldayım (Official Audio) Cornetto Çılgın  Sen #aşktanasılsın AŞIK İHSANİ - ÜÇ KİŞİ BİR TABUTTAYIZ Ebru Gündeş - Âşık (Video Klip) - YouTube

Tarihin En İyi 10 Müzikal Filmi ile Sanatın Derinliklerine ...

  1. 02 - Ebru Gündeş - Âşık (Lyric Video) - YouTube
  2. Rauf Filmi - Aşık nasıl olunur?
  3. Çocuklara Sorduk #2 – Aşık Olsan Söyler miydin?
  4. Train Sim World® 2020 Simülatör - YENİ BİR YOLCULUĞA BAŞLA
  5. uzun bir yolculuğa çıkabilseydik - sonbahar
  6. Aşık Veysel - Ömür Yolculuğu Uzun İnce Bir Yoldayım (Official Audio)
  7. Cornetto Çılgın Sen #aşktanasılsın
  8. AŞIK İHSANİ - ÜÇ KİŞİ BİR TABUTTAYIZ
  9. Ebru Gündeş - Âşık (Video Klip) - YouTube

YENİ BİR YOLCULUĞA BAŞLA Train Sim World, sizi nefes kesen otantik makinelerin mühendis koltuğuna oturtuyor. Fren basıncınızı dengeleyin, hızınızı kontrol edin, yakıt ikmali ... özcan alper - sonbahar (2008) Dr Ian - Chiropractic CHANGES LIFE for teenager with acute PAIN & DEAD LEG - Duration: 10:55. Chiro Core Recommended for you Kars'ın bir köyünde görünmeyen bitmez bir savaşın gölgesi altında yaşayan 9 yaşındaki rauf, sevdiği kız zana için pembe rengi bulmak üzere bir yolculuğa çıkar. zana, rauf´un ... 50+ videos Play all Mix - Aşık Veysel - Ömür Yolculuğu Uzun İnce Bir Yoldayım (Official Audio) YouTube Aşık Veysel - Sen Varsın Orada - Duration: 6:00. Türküola Müzik 18,946 views Aşık İhsani'nin Taban Uyanıyor albümünden ÜÇ KİŞİ BİR TABUTTAYIZ isimli şarkısı. TT INTERNATIONAL MEDYA A.Ş. [email protected] Ebru Gündeş 'Âşık' albümün ilk video klibi albümle aynı adı taşıyan şarkıya çekildi ve 31 Ocak 2019'da 'Âşık' klibi yayınlandı. Şarkının sözleri Ayla Çelik, ... Çocuklara Sorduk serimizin ikinci videosunda “Aşık Olsan Söyler miydin?” diye sorduk. ... Her Cornetto, tadına doyumsuz lezzetli bir yolculuğa çıkarır. Cornetto Disc, In Love,Classico ... Aşkta çılgınlığı sevenlere yeni Cornetto Çılgın Aşık! ... Her Cornetto, tadına doyumsuz lezzetli bir yolculuğa çıkarır. Cornetto Disc, In Love, Classico, Mini dondurma ... Ebru Gündeş Resmi YouTube Kanalına Abone Olun http://bit.ly/EbruGundesYouTube ----- Ebru Gündeş 'Âşık' Dijital Müzik Pla...